Vayloğ Dede

1895 yılında Ballıkaya’da doğan Mustafa Tuna, Şeyh İbrahim Ocağından Deli Mürteze’nin oğludur. Vayloğ Dede adıyla tanınmıştır. “Vayloğ” sözcüğü ile ilgili olarak şöyle bir olaydan söz edilir:

İğdir köyünden Cıllışın Hürü adlı kadının oğlu İsmail silâhaltına alınmak üzere yakalanmış ve Keban’a götürülmektedir. İsmail jandarmalar arasında giderken, anası da ardına düşmüş ağlayıp sızlamakta, döşünü yumruklayarak şöyle söylenmektedir:

– Vay looğ! Vay loooğ! İsmail’im vay loooğ! Kapı da kurulmadı vay looğ!

Evi köyün çıkışında bulunan Deli Mürteze’nin kapısından geçerlerken, kadıncağız zor zahmet yaptırdığı evinin kapısını bile taktıramadığını feryadına katarak dile getirmektedir. Kadıncağızın bu halini gören Deli Mürteze’nin oğlu Mustafa, kadına öykünerek döşünü yumruklayıp bağırmaya ve onların arkasından yürümeye başlar:

- Vay looğ! Vay loooğ!

İsmail, jandarmalar, Cıllışın Hürü ve Mustafa art arda köyün doğusuna doğru ilerlerler. Kadın feryat ederken Mustafa da öykünmesini sürdürmektedir. Bu olaydan dolayı Mustafa’nın adı “Vayloğ” olarak kalır. Dedeliğinden dolayı da zamanla Vayloğ Dede denilir.

Başkalarının düşüncelerini okuma, gaipten haber verme gibi konularda mucizeleri olduğuna inanılır. Herkesle içli dişli olması, babacan davranışları ve ünlü “İçindeki babayı çıkar” deyimini kullanması ile tanınır. Çocuğu olmayan birçok kadının onun duası ile çocuk sahibi olduğuna inanılır. Çocuklarda, onun sakat gözü ve parmağı ile divanelik özelliklerinin görüldüğü bilinir. Bu çocuklara “Vayloğun Nazarlaması” adı verilir.

1972 yılında vefat etmiş, Orta Mezarlığa konulmuştur. 1986’da vefat eden yeğeni Divana ile 1991’de vefat eden yeğeni Satı Özerol’un mezarları, mezarının sağ yanına kazılmıştır. Sivaslı Zeynep Bakır adlı kadının Divana Abidin’i rüyasında görmesi üzerine üç mezarın üzerine bir bina yaptırmasından birkaç yıl sonra oğlu, iki dedenin mezarını köyün yakınındaki tarlasının başına taşımış, taliplerin desteği ile türbe haline getirmiştir. Hem mezarlar, hem de ocağı anılarak ziyaret edilir, kurbanlar kesilir.

Otuz yıl önce vefat etmesine karşın, halk arasında Vayloğ Dede’nin hakkında birçok olay anlatılır. Söylence boyutundaki olaylardan bazıları yaşayanlarınca anlatılmıştır.

* * *

Denizli’de yıllardır çocuğu olmayan bir kadının rüyasına girer; “Adım Vayloğ, Hekimhan’ın Mezirme köyündenim. Bir oğlun olacak ve ocağıma geleceksin” der. Bir zaman sonra hamile kalan kadın rüyasını kocasına anlatır, birlikte trenle Hekimhan’a gelirler. Mezirme’yi ve dedeyi sorarlarken kadın uzaktan onu görür, “İşte rüyamda gördüğüm dede!” diye kalabalığın içinde tanır. Yanına vararak elini öper. Vayloğ Dede “ben de sizi bekliyordum” der. Kadın yeniden dedenin elini öper. Birlikte köye giderler, bir kurban alıp keserler. Ertesi yıl da çocuğu kucağında üçü birden dedeyi ziyarete gelirler, çocuğu dedenin kucağına koyarlar. Yani kirve tutarlar.

* * *

Arguvan’ın Halpız köyünde cem yapılması için Vayloğ Dede’yi çağırırlar. Arapgirli Boyacı Karabet de köyde Abidin adlı birinin konuğudur. Cem yapılacağını öğrenen Karabet, “Ben de katılsam” der. Abidin, “Bırakmazlar, yerin hazır, uykun gelirse yatarsın, biz geç gelebiliriz” der ve ailece ceme katılmaya giderler.

Karabet bir süre sonra yatar, ama bir türlü uyuyamaz. Derken zorla da olsa uykuya dalar ve rüyasında üç kişinin semah döndüğünü görür Sabahı zor eder ve erkenden kalkarak rüyasını Abidin’e anlatır. Abidin, “İçeriden bir çuval buğday al, dedenin yanına git” der. Karabet bir çuval buğday sırtlayarak dedenin bulunduğu eve gider. Erkenden kalkmış olan dede kahvaltı etmektedir. “Dede bir ‘Allah Allah’ de” diyerek karşısın geçip dara durur. Dede dua eder, sonra da bir lokma alarak Karabete uzatıp şöyle der:

- Al, bu da semah dönen o üç sofunun olsun!

Karabet lokmayı alır, dedenin elini bir kez daha bir kez daha öper…

* * *

1965 yılında sağlık ocağı yapılıncaya kadar Ballıkaya’daki sağlık evinde sağlık memurluğu yapan İğdir köyünden Rıza Aydoğdu’nun beyaz bir atı vardır. Bir gün atına binmiş Hekimhan’a giderken Bağırsak Deresi’nde Vayloğ Dede’nin yaya olarak gittiğini görür, aldırmadan da yanından geçip gider. Biraz ilerledikten sonra dedeye ata binmesini teklif etmediğine pişman olur. Ancak, utandığından geri dönemez, atını Hekimhan’a doğru sürer, gider. Hekimhan’a vardığında camiye yakın bir yerde bulunan çeşmede dedenin elini yüzünü yıkadığını görür.

* * *

Işlaman (Işıklı) köyünden Hemögün Garip yola yakın bir tarlada çift sürmektedir. Çanakpınar köyüne giden Vaylog Dede, yoldan geçerek selamsız sabahsız uzaklaşır. Akşama doğru geri döner. Dedenin geldiğini gören adam öküzleri boyundurukta bırakıp doğruca yola koşar, dedenin ellerini öpmeye çalışır.

- Dede, kurban! Ben sana ne yaptım ki selam vermeden gelip geçtin?

Dede sertçe elini çeker:

- Git! Hem Gece elin keçisini çalar, kavurma yapıp dürümünü beline sokup getirirsin, hem de benden selam mı beklersin!.. Senin içindeki babayı …kerim!

Adam yalvarır yakarır, ayaklarına kapanır dedenin. Hırsızlığa da tövbe eder.

Gerçekten de adam o gece komşusunun keçisini çalmış, kavurma yapmış, kavurma dürümünü de öğle yemeği için beline sokup getirmiştir.


Etiketler:,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.