Divana Abidin

Şah İbrahim Ocağından, Şah Veli’nin üç oğlundan Mustafa’nın soyundan gelen Deli Mürteze’nin Yusuf adlı oğlunun erkek çocuğu olmazmış; “Hey ya rabbi, bir evlat ver de tek deli olsun” dermiş. 1335’te (1919) bir oğlu olmuş, adını Abidin koymuşlar. Gerçekten de divane gibiymiş Abidin. Askerlikte çok zorluklarla karşılaşmış. Döverler, kulağını çekerlermiş. Bu nedenle sık sık kulağıyla oynarmış. Askerlikten sonrada atıyla Ankara’ya gittiği söylenir. Hiç evlenmemiştir.

Malatya, Sivas, Tokat, Çorum illeri ve köylerinde yıllarca dedelik yapmış; aldığı hakullahı bulunduğu yerlerde ihtiyacı olanlara dağıtmış, paraya önem vermemiştir. Yani, bir eliyle aldığını diğer eliyle dağıtmıştır. Abidin Dede, Divana Abidin adlarıyla anılmıştır.

Tokat’ın Zile ilçesinin Çakırçalı köyünde on yıldan çok bir zaman kalmış, 1985 yılında hastalandığında Ballıkaya’ya getirilmiş, 1986’nı son günlerinde de vefat etmiştir. Mezarı, Amcası Vayloğ Dede (1895–1972)’nin sağ yanına konmuştur. Daha sonra kız kardeşi Satı Özerol’un (1328–1991) mezarı da Vayloğ Dede’nin mezarının sağına konulmuştur.

Sivas’ın Tekke köyünden Zeynep Bakır adlı yaşlı bir kadının rüyasına girer; “Mezarımın üstüne yağmur yaş akıyor, yaptır” der. Kadın köye gelir, mezarının yapılı olduğunu görür. Bir süre sonra Hekimhan’ın Kozdere köyünden Murtaza Aygül tarafından yaptırılmış olan mezarın üstüne bina yaptırır. Böylece üç mezar bu binanın içine alınmış olur. Kadın, bir yıl sonra da mezarlığın güney kenarına bir aşevi yaptırır.

Bir eliyle aldığını diğer eliyle dağıtmasının yanında; kaynayan kazana elini daldırarak pilavın içinden kurban edilen hayvanın döşünü çıkarması, sacda kavrulan kuyruk yağını avuçlaması ve elinin yanmaması Divana Abidin’e değer verilmesinin başlıca nedenlerindendir. Hastalar, çocuğu olmayanlar mezarını ziyarete gelirler.


Etiketler:,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.